Tiyatro

 

 

Site hazırlamaktan sıkıldım artık.. zaten oyunum da başlıyor bu hafta. Son bir göz atmak istedim ve bu sayfayı açtım ilkin. Baştan beri gereksiz gibi gelmişti bana. Az önce tekrar düşündüm ve silmemeğe karar verdim. Seviyorum ben bu sayfayı. Epey uğraşmıştım bir kaç gün önce. İsterse fazla olsun. Gözümü kapatıp aklıma gelen isimleri koymuştum aşağıya. Keşke gözümü daha fazla kapalı tutsaydım...

  • Ben küçükken annem Londra’ da Orson Welles’ i görmüş. Gazete alıyormuş dükkandan annem ve ablam. Derken Orson Welles girmiş içeri, elinde purosu., yakası kürklü deve tüyü paltosu, kaşkolu  ve de kocaman cüssesiyle.
  • ‘Good morning Mr.Welles.’ demiş yaşlı dükkan sahibi, saygılı bir sevgi gösterisi içersinde. Ve gazetelerini uzatmış Orson Welles’e.
  • Ne var bunda?
  • Bir şey yok tabi. Herkes herkesi görebilir.  Tanışabilir, hatta arkadaş ya da dost bile olabir herkes, bir başkasıyla. Ama annemden bu hikayeyi dinlediğimde, çok etkilenmiştim. Neden mi?.. Farklı birileriyle aynı gezegende yürüdüğünüzü bilmek... İnsan sürüleri arasında fener tutan birilerine raslamak.. onların gerçekten var olduğundan emin olmak..  mutlu ediyor.. güven veriyor insana.. Ben de keşke şu aşağıdakilen birine raslasaydım bi yerlerde. Ne bileyim, bi sinema çıkışında ya da bir barda mesela... (Öte yandan, birileriyle prim yapmaya çalışanlara  ifrit olurum. Bu sebeple de iyi ki tanışmamışım bu muhterem zatlarla, yoksa havamdan geçilmezdi. :))

    Eugene O’neill (1888 - 1953)  ve esi Carlotta. 1929’ da evlendiler ve hep evli kaldilar..

    (Charles Chaplin’ in kayınvalide ve kayınpederi olurlar aynı zamanda.. Chaplin ve Oona da 1946’ da evlendiler ve onlar da hep evli kaldılar.

    Bu fotoğrafları 1937 - 44 yılları arasında yaşadığı, şimdi ise  müze haline getirilen Tao’ daki evini gezerken almıştım. O’neill adına kurulan vakıfın görevlisi bir hanım gezdiriyor evi. Oradaki  yaşantısı hakkında çok ilgi çekici bilgiler veriyor. Nasıl piyaano başından kalkıp şöförüyle aşağıya, kasaba meyhanesine indiğini falan.. Fazla gezen olmadığı için - belki de yolu sapa olduğundan - bir gün önceden telefonla haber veriyorsunuz, görevli dağ yamacındaki evi açıp, karşılıyor sizi kapıda. Biz dört kişi gezdik. Kanat götürmüştü sağ olsun.. Hatta çok enteresan; Bir hayranı, bu ev müze haline getirdikten sonra, 50’ lere,  bir antikacıda O’neill’ lerin o evde kullandığı maun yatağa rastlıyor. Vakıf a haber veriyor hemen. Vakıf yatağı satın alıp eski yerine koymak istese de, dükkan sahibi yatağın eskiden kimin yatağı olduğunu bildiğinden çok yüksek fiat söylüyor.  fiat oldukça pahallı geliyor. Vakıf yöneticileri son çare, O’neill’ in yakın dostu Katharine Hepburn’ e teklif ediyorlar, yatağı müze adına satın almasını. O da uyanık ya :)) , daha akıllıca bir yönten buluyor. Mağazaya gidip sahibine şöyle diyor; ‘’Eğer bu yatağı müzeye hediye ederseniz dükkanınızın reklamı olur.’’ Yatak şu an orda. Tabi mağazanın hediyesi olarak:) Neyse.. Ben vallahi piyanosunu da gördüm., yazı masasını, kalemlerini, hatta sürekli birinden öbürüne geçip çalıştığı karşılıklı yazı masalarını..  Hatta ‘Günden Geceye’ oyununun taslaklarını kaydettiği banti bile dinledim.. Gözüm açık gitmem artık:)

 

Louis Aragon (1897 - 1982)  

                               1960                                                                                          1982

Jean Genet (1910 - 1986)

La collection “PORTRAITS D'AUTEURS”, Paris, Marval,

                 1937                                                             1968                                                   1983

La collection “PORTRAITS D'AUTEURS”, Paris, Marval,

Marguarite Duras (1914 - 1996)

1932

                                         1960                                                                                            1993

Samuel Beckett (1914 - 1996)       

1960

La collection “PORTRAITS D'AUTEURS”, Paris, Marval,

1963

1973

La collection “PORTRAITS D'AUTEURS”, Paris, Marval,

Küçük kıvırcık Yahudi, teşekkürler sana. André Saimon

Parmak izi alınırken..

(Hani merak edip araştırın diye :)

Charles S. Chaplin (1889 - 1977) 

Jean-Paul Sartre (1905-1980) (Bu resimler büyütünce bozuluyor.)

     ve................

‘Görmemişşş!’ köşesi

Mumyalarıyla idare ettiklerim...

Mustafa Kemal’e  dokunmak gibi olur mu hiç, bal mumuyla yan yana poz vermek?...

 

‘’ Mumyamı gördün de nooldu?? Hadi şimdi yaz bakalım benim gibi, sıkıysa.’’ :)

[civan canova]
[
index]
[
Özgeçmiş]
[
Oynadıklarım]
[
Oynanan Oyunlarım]
[
OGUZ ATAY ODULU]
[
MAHİR CANOVA]
[
Annem]
[
kardeslerim]
[
Albüm]
[
Benim Sakladıklarım]
[
Cebeci Temsilleri]
[Ah bi görseydim]
[
Rubbish Art]
[
Tuna'nin Korsanlari]
[
Sacmalamalar]
[
Yitirdiklerim]
[
Son sayfa]