Tiyatro

 

4.OĞUZ ATAY ETKİNLİĞİ -- TİYATRO ÖDÜLÜ SONUÇ BİLDİRİSİ

KASTAMONU VALİLİĞİ 

İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ 

Kastamonu Valiliği’ne bağlı İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün düzenlemiş olduğu                          “Oğuz Atay Etkinliği”nin 4.süne ulaşmış olmasından dolayı sizleri içtenlikle kutluyoruz. Kastamonu’da yaşamış olan bu değerli yazarımız, sizlerin çabalarıyla, Kastamonu’da yaşatılmaya devam edecektir. Bu nedenle başta Kastamonu Vali’mizi ve İl Kültür Müdürü’nü ve araştırmacı Numan Karanlık olmak üzere tüm emeği geçenleri kutlar ve 4, etkinlikte de başarı dileriz. 
 

Aydın kimliğiyle Oğuz Atay’ı ve kullandığı anlatım teknikleri ve biçimi ile yeni bir tür roman yazımını gerçekleştirmiş olan bu değerli yazarı anmak, onun sanatını, sanat anlayışını genç kuşaklara aktarmak ve bu yolla da ülkemizin kültür ve sanat yaşamına katkıda bulunmak üzere yola çıkan bu etkinliğin 4.yılına ulaşmış olması büyük bir başarıdır. Bu başarıda emeği geçenlerin yazarımızın Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro oyununu kaleme alması ve eserin Devlet Tiyatroları’nda da sahnelenmiş olmasını ölçüt alarak.4. etkinliği Oğuz Atay –Tiyatro Ödülü’ne ayrılmış olması bizleri son derece sevindirdi. 
 

Bizce Oğuz Atay’ın şu sözleri çok önemlidir; “…Bir süreden beri biliyorum ki, bir şeyi ileri sürmeden, ‘ifade edilmesi kaçınılmaz duruma gelen duyarlıklardan’ söz etmenin anlamı yok. Öyleyse hemen anlatmaya başlamalıyım, gerçek yaşantı oyalamaya gelmez.”

İşte bu yüzden Oğuz Atay hiç durmamış, oyalanmamış, hemen anlatan ve acelesi olan bir yazardır. 13 Aralık 1977 de onu kaybettiğimiz zaman 43 yaşındadır ama o aslında 160 yılı aşan roman hayatımızın 160 yıllık çınarıdır, şimdi de buna 4 yaş daha ekleyen Kastamonulularca 164. yaşını aşmaktadır. 
 

Oğuz Atay Türk ve Dünya edebiyatını derinlemesine okumuş özümsemiş, yeryüzü kültürüne tümüyle sahip çıkan büyük ve usta bir yazardır. Bu yüzden bir okur grubuna, bir toplumsal soruna, bir tek ideolojiye. bir tek yazın biçimine sarılmaz. Tümüyle dalga geçerken son derece ciddi bir yapıt ortaya koyar ve hepsini içtenlikle kucaklar.

Genç yaşta kaybettiğimiz oyun yazarı Memet Baydur Oğuz Atay için “ O biliyordu, bir çoğumuz sonradan keşfettik. İroni hem insancıl, hem eleştirel,hem devrimci, hem de açıklayıcıdır. İroni iyidir. Elzemdir.” diyor. 
 

Oğuz Atay’ın eleştirel yaklaşımı ve toplumu analiz etmedeki ustalığı “Oyunlarla Yaşayanlar” oyununda çok kültürlü yaşamda sanat üretme isteği ile ortak istekleri karşılama açmazını yaşayan emekli tarih öğretmeni Coşkun Ermiş’in dramını işler. 
Bir yanda tarihin hamasi yanları, 
Bir yanda geçim sıkıntısıyla süren hayat, 
Bir yandan sanat yapma istemi 
Öte yanda güncel gerçeklerin ağırlığı oyunun kanavasını oluşturur. 
 

Biz de jüri olarak Oğuz Atay’ın olgun, sentezci kimliğine yakışan, sanat yaşamı boyunca belli bir çizgi tutturabilmiş olan ve çizgisinden taviz vermeyen, sanatçı olarak duruşu olan ve oyunlarıyla tiyatromuzda kendini kanıtlamış, oyunları sahnelerimizde yeralan bir yazarımızı seçmeyi yeğledik.

Kazanacağı ödülle Oğuz Atay’ın adını taşıyabilecek ve çalışkan, yorulmak bilmeyen, anlatan ve anlatmaktan bıkmayan, birikimli ve üretken bir isme yöneldik.

Son iki yılda yazılmış birçok oyunu okuduk. Değerlendirmemizin sonucunda yazar sayısını beş’e indirdiğimiz ilk toplantının ardından ikinci toplantıda yaptığımız sonuca yönelik oylamada oybirliği ile yazar CİVAN CANOVA’yı Oğuz Atay Tiyatro Oyunu ödülüne layık gördük. Saygılarımızla. 

JÜRİ ÜYELERİ 
BAŞKAN; 
Prof.Dr. Hülya NUTKU 
(öğretim üyesi) 
ÜYELER 
Pınar MERTERKEK 
(Devlet Tiyatrosu Dramaturgu) 
Tülay Yıldız AKGÜL 
(Araştırmacı) 
Zeynep NUTKU 
(Devlet Tiyatrosu Oyuncusu) 
Sabri Şenol 
(Araştırma Görevlisi) 
Ezgi METİN 
(Kastamonu temsilcisi- Türk Dili Edebiyatı Araştırma Görevlisi) 

GEREKÇELİ KARAR İÇİN YAZAR HAKKINDA ÖN BİLGİ 

“Yazdığınız oyun sizden bağımsız konuşmaya başlarsa ne mutlu. Sizin ek parantezler açmanıza gerek kalmıyor. O kendi bildiği yolda gidiyor. Hatta fazlasını bile söyleyebiliyor zamanı geldiğinde, Umarım bir gün başarırım bunu. Umarım daha vaktim vardır. Çünkü bugüne kadar yazmış olduklarım, söylemek istediklerimin yüzde biri bile değil…” diyor , yazar Civan Canova… 
Yazar Civan Canova, 1955 yılında Ankara’da doğdu. 
1973 yılında Türk Eğitim Derneği (TED) Ankara Koleji’ni bitirdi. 
1974 yılında Yılmaz Güney’in ARKADAŞ filminde oynadı. 
Ardından oyuncu olmaya karar veren Civan Canova, Ankara Devlet Konservatuvarından 1979 da mezun oldu. 
İstanbul Devlet Tiyatrosu’na sanatçı olarak girdi. Çeşitli oyunlarda oynadı (Örneğin; Antigone- Yaralı Geyik- Kunduz Kürk- Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası- Truva Savaşı Olmayacak- Barış Gezegeni- Kırmızı Pabuçlar- Jül Sezar- Lysistrata- Düşüş- Cadılar Macbeth’i- Danton’un Ölümü- Ölüm Tuzağı- Gizli Oturum- Yeşil Papağan Limited- Bir Casusa Ağıt- Kaktüs Çiçeği ..) 
OYNADIĞI FİLMLER 
Arkadaş – Nehir – 80 Adım – Sır- 
2006 da oynadığı Eve Dönüş filmiyle Altın Portakal aldı. Sadri Alışık “ Yılın En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü aldı. 
OYNADIĞI TELEVİZYON DİZİLERİ 
Çiçek Taksi- Gece Yürüyüşü- Bizim Aile 
YAZARLIK GEÇMİŞİ 
Gelelim Civan Canova’nın yazarlık yaşamına, Canova ilkin 1989 yılında KÖR BULUŞMA adlı bir film senaryosu kaleme alır ve bu senaryo Kültür Bakan lığı’nın açtığı senaryo yazma yarışmasında en iyi 10 senaryo arasına girer. 
Daha sonra oyun yazarlığına yönelen Canova, 1994 yılında KIYAMET SULARINDA adlı oyununu yazar.Oyun 1995 de İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda oynanır ve yazara hem İsmet Küntay hem de Avni Dilligil “En iyi Oyun Yazarı” ödülünü getirir. 
1997 de SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI adlı oyunu gelir ve önce İzmit Belediye Tiyatrosu’nda daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları’nda oynanır. Civan Canova “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü”nü alır. 
2005 de FUL YAPRAKLARI, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda oynanır. Aynı yıl , 1999’da yazdığı ERKEKLER TUVALETİ adlı oyunu İzmir’de Güzel Sanatlar Fakültesi’nce kurulan tiyatroda oynanır. 
2006 yılında yine Izmir’de bu kez İzmir Devlet Tiyatrosu’nda DÜĞÜN ŞARKISI (2002) adlı oyunu sahnelenir. 
Yazdığı diğer oyunlar arasında KIZILÖTESİ AYDINLIK (1996). ÜSTAT HARPAGON’A SAYGI VE DESTEK GECESİ (2004), MİTOSMORFOS (2005) NİOBE (2006), NEON (2007), PRÖMİYER (2008), LYDİA’NIN DÜĞÜNÜ (2008), TUNA’NIN KORSANLARI (2008) bu son oyunu çocuk oyunudur. 
 

SONUÇ 
JÜRİNİN GEREKÇELİ KARARI 
 

Halen İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun oyuncusu olan Civan Canova, oynadığı oyunlar, filmler, televizyon dizileri dışında yazar olarak Türk Tiyatrosu’nda önemli bir yere sahiptir. Çalışkan, üretken, konuları işlemedeki ustalığı, gözlemci kişiliği, sahneyi tanıyan ve oyuncuya, yönetmene olanaklar sağlayan yanıyla tiyatromuza yeni bir soluk getirmiştir, 
Civan Canova’nın yazdığı Neon (2007) ve Prömiyer (2008) de yazdığı oyunlarla jürimiz kendisini ödüle layık görmüştür. Her iki oyunda Mitos Boyut Yayınları tarafından basılmış ve oynanmamış oyunlardır. Neon oyunu N sırasında oturan seyirci ile sahne arasındaki yüzleşme üzerine kurulu ilginç bir oyundur, Prömiyer ise günümüz tiyatrosunun önemli bir özelliği olan metinlerarası ilişkilere örnek olan bir oyundur. Oyun bir alışveriş merkezi’nde oynanması tasarlanan bir oyun için bir araya gelen farklı dönemlerin tiyatrocularından oluşmaktadır.

Yazar Civan Canova, Oğuz Atay’ın Oyunlarla Yaşayanlar’ında, Atay’ın da dert edindiği gibi acımasız günlük gerçeklere karşın sanat yapma ve sanatı gündemde tutma çabasını üretkenliği ile kanıtlamış bir yazardır. 
 

Yazarımızın kaleminin durmaması dileğiyle, kendisini kutlarız. 05.12.2009 

4.OĞUZ ATAY ETKİNLİĞİ DUYURUSU 

13 ARALIK 2009 PAZAR SAAT 14.00 ÖDÜL TÖRENİ ve PANEL 
14 ARALIK 2009 SAAT 19.30 SEYYAR SAHNE- TEHLİKELİ OYUNLAR- TİYATRO GÖSTERİSİ 
Yer : İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü_ Rıfat Ilgaz kültür Merkezi ---- Tüm halkımız davetlidir.

 

“ Biz mektepteyken bir hayli uzaktı yeni milenyum. Düşünülemeyecek kadar uzak. Bu nedenle hep yanlış düşler gördük.  Hep farklı hayaller kurduk. Bin dokuz yüz seksen  yılında sosyalizm gelecek demişti bana en yakın arkadaşım, delikanlılığımızın dumanlı  bir gecesi, bozkır meyhanelerinden birinde Marks amcayla kadeh tokuşturup, demlenirken. Bense bunun ikinci bin yılın sonunu bulacağını düşünüyordum. Bahse girmiştik. Gelmedi sosyalizm. Onun yerine darbe oldu.”

 

Böyle söylüyordu, bana hayatımın en anlamlı ödülünü hediye eden “Neon” adlı oyundaki oyun kişisi. Doğum günümün sabahı bitirmiştim o oyunu. Altına da not düşmüştüm, ‘kendime bir doğum günü hediyesi’ diye. Meğer asıl hediyeyi almam için iki buçuk yıl beklemem gerekecekmiş.

Kendi kurgulamış olduğum bu oyun kişisinin,  seksenli yıllar öncesi başka neler yaptığını pek bilemiyorum.  Ama benim “Oğuz Atay” ismini duymam da aşağı yukarı aynı tarihlere rastlar. Ölüm haberini okumuştuk, bir bozkır dersanesinde, sahne dersine girmeden önce. İçim burulmuştu, beni  otuz küsur yıl sonra  ismiyle onurlandıracak olan kişinin bu dünyadan göçtüğünü öğrendiğimde. Oysa pek tanımıyordum. Daha doğrusu, tanışmıyorduk henüz. Belki de sezgisel bir empatiydi benimkisi. Tanışmamız ölümünden sonra oldu ne yazık ki. Ben biraz büyüdüm, birazcık silkelendim ve “Korkuyu Beklerken”,  “Tutunamayanlar” a tutuna tutuna hayatta ve ayakta kalmasını öğrendim.

Oğuz Atay, hayattan çekildiği halde hayat yolculuğunu ve varlığını sürdüren özel kişilerden biri olma sıfatıyla, anlatılmayanları anlatarak, düşünülmeyenleri düşündürekek hep ışık tutmuştur bana, bize, hepimize.

Değerlerimizin giderek azaldığı, varolanlarınsa görmezden gelindiği bir tarih sürcinde, bizleri kendimizle tanıştıran, perdelerimizi bir hayli aralayan bu hayat mühendisine ve edebiyat devine, beni ismiyle onurlandırdığı için sükranlarımı sunuyorum.

Ve de “Oğuz Atay” adının sonraki kuşaklara tanıtılmasına katkıda bulunan  kişilere de teşekkürü borç biliyorum.

Saygılarımla.

Civan Canova

 

[civan canova]
[
index]
[
Özgeçmiş]
[
Oynadıklarım]
[
Oynanan Oyunlarım]
[OGUZ ATAY ODULU]
[
MAHİR CANOVA]
[
Annem]
[
kardeslerim]
[
Albüm]
[
Benim Sakladıklarım]
[
Tuna'nin Korsanlari]
[
Sacmalamalar]
[
Yitirdiklerim]
[
Son sayfa]